Enerji ve İklim Değişikliği

İklim Değişikliği :
İklim değişikliği, bugün küresel ölçekte karşılaşılan en büyük sorunlarından biri olarak kabul edilmektedir. 1980’li yılların sonlarından başlayarak, insanların iklim sistemi üzerindeki olumsuz etkisini ve baskısını azaltmak için, Birleşmiş Milletlerin ve uluslararası kuruluşların öncülüğünde çalışmalar yapılmış ve sonucunda geniş bir katılımla, 1992 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS), 1997 yılında Kyoto Protokolü (KP) oluşturulmuştur. BMİDÇS ve KP, bir yandan insan kaynaklı sera gazı emisyonlarını sınırlandırmaya ve azaltmaya yönelik yasal düzenlemeler getirirken, bir yandan da, uluslararası emisyon ticareti, teknoloji ve sermaye hareketleri konusunda giderek etkin olmaya başlamıştır.


Kyoto Protokolü
Japonya'nın Kyoto kentinde 11 Aralık 1997 yılında yapılan 3. Taraflar Konferansında (COP 3), dünya çapında sera gazlarının azaltılması için bağlayıcı hedefler içeren “Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne İlişkin Kyoto Protokolü” imzalanmıştır. Bu protokolde, yer alan taraflar; 2008-2012 yıllarını kapsayan taahhüt döneminde insan faaliyetlerinin neden olduğu CO2 eşdeğeri toplam sera gazı emisyonlarının, 1990 yılı seviyelerinin en az %5 aşağısına indirmek için sayısallaştırılmış emisyon sınırlandırma ve azaltma taahhütlerine uygun hesapla tayin edilmiş miktarı aşmamasını sağlayacakları ve bu tarafların, 2005 yılına kadar bu protokoldeki taahhütlerini gerçekleştirme konusunda kanıtlanabilir bir ilerleme kaydetmiş olacakları belirtilmektedir. Kyoto Protokolü’nün yürürlüğe girebilmesi için, 1990 yılı toplam CO2 emisyonlarının en az %55'ine sahip olan Ek-I taraflarının protokolü onaylaması gerektiğinden, son olarak 18 Kasım 2004 tarihinde Rusya Federasyonu’nun da onaylamasıyla Kyoto Protokolü 16 Şubat 2005 tarihinde fiilen yürürlüğe girmiştir.

 

Enerji Ve İklim Değişikliği Arasındaki İlişki
İklim değişikliğinin ana sebebi olarak görülen sera gazlarının en önemlisi karbondioksit olarak belirtilmekte olup, dünyada enerji tüketimine bağlı karbondioksit (CO2) salımının 2008 –2035 döneminde 30,2 milyar tondan %43’lük bir artış ile 43,2 milyar tona yükseleceği öngörülmektedir. Karbondioksit salımı ile enerji tüketimi arasındaki ilişki, (bu bağıntıyı bulan Japon ekonomist Yoichi Kaya’nın ismi ile anılmaktadır) Kaya Faktörleri olarak adlandırılan (karbon yoğunluğu, enerji yoğunluğu, kişi başı gayrisafi yurt içi hasıla ve nüfus) dört farklı değişkenle ifade edilmektedir.


Kaya faktörlerini aşağıdaki eşitlikle ifade etmek mümkündür:


Bu faktörlerin dünya, bölge veya ülke bazında incelenmesi ile geçmişteki eğilimin ve gelecekteki kestirimlerin yorumlanması mümkün olmaktadır. Eşitliğin sol tarafındaki CO2 salınımının azaltılabilmesi için, sağ tarafta bulunan dört Kaya faktörünün tek tek düşürülmesi gerekmektedir ki; formülün incelenmesinde bir faktörün payında yer alan bir terimin, diğer bir faktörün paydasında yer aldığı, bu nedenle çözümün çok basit olmadığı görülmektedir.